İçmeyi unuttuğum için buz kesmiş bir adaçayı ve kısılmış bir abajur ışığı eşliğinde kendimle başbaşayım yine. Gecenin bir yarısı bişiy tıngırdasın derken yüzlerce CD içinden elim Michael Bublé' in ''It's Time'' albümüne gitti.. ''Home'' u söylüyor ve geceme huzur kattığını söyleyemem bu sefer pek.. Az evvel seneleri birlikte devirdiğim bir arkadaşımın yaşdönümünü kutladım. Bana ''33 oldum'' dedi ve ekledi; ''yaşlanmışmıyım?''.. Ardından bu sohbeti yaşdönümünü kutladığım bir yığın insanla, senelerdir yapıyor olduğum geldi hatırıma. Bu soruyu sormayan tek kişiydim belkide karşısındakine. Herkes gibi bende yaşlanmaktan korkuyorum, yalnız yaşlanmaktan, yalnız yaşamaktan ve yalnız ayrılmaktan bu dünyadan.. Öyleyse neden sormuyor olabilirim bunu diye düşündüm biran. Cevabını kendi kendime verdim ve içimden bir parça kopup kayboldu o an. İnsanların yaşlanmaktan bukadar korkmasının sebebini kendi kendime ve sadece kendi hayatımı düşünerek şöyle açıkladım; aldığı her yaş insanı şanslarından ne kadar uzak kılarsa keşkelerinede okadar yaklaştırıyor sanırım.. Bu yanıtın bende yarattığı anlık bunalıma derhal bir panzehir bulmam gerekiyordu, ki onuda hemen buluverdim. Yani her insanın yaptığı gibi kendi kendime yalan söyledim. Çünkü ömrüm boyunca en kolay yalan söylediğim kişinin ben olduğumu farkettim.. Hiç kızmamıştım, tenkit etmemiştim çünkü kendimi bu yalan ordusu için şu ana dek.. Keşke ile boğuşuyorsan henüz gençsin demektir, dönülebilir mesafelere açıldın demektir, fakat keşkenin adı 'pişmanım' olduğunda yolun sonundasın ve artık çok geç olmuş demektir bir sürü şey için.. Aptal bir cümleyle kendimi kandırdım 5 dakika evvel.. Yine suçu kendim dışında birçok şeye attım.. Yarası kapanmayan vijdanıma merhem sürdüm aklımca.. El ve göz yordamıyla değil, pergelle çizilmiş bir çember kadar düzgün olduğu yalanını söyledim hayatımın kendime.. Harcamam gerektiği kadar çaba harcadığımı, olmam icab ettiği kadar iyi bir insan olduğumu, ve bunun gibi takriben bir düzine kadar şey söyledim kendime.. Geniş zaman kipiyle sorulan her soruyu ''dün'' diyerek yanıtlamaktan korkmak benim için çok yakın bir geçmişken şimdi bundan dolayı arada sızlıyor, kimi zaman acıyor olmak keşkelerimle başbaşa kıldı beni bu gece.. Keşke hepsini değilsede biraz olsun ebeveyn sözü dinleseydim, keşke bir alo demeyi esirgediğim ve bunu alışkanlık haline getirdiğim için kaybettiğim dostlarımı geri alabilseydim, keşke sahiplenilmeyi bekleyene kadar aşklarımı adam gibi sahiplenebilseydim, keşke annemi hiç kırmasaydım, keşke okulu bir üniforma giyip evden kaytarmak olarak görmeseydim, keşke daha çok 'seni seviyorum' deseydim, keşke sevdiklerimin kıymetini daha çok bilseydim, keşke rahmetli babaannemi daha çok öpüp koklasaydım, keşke maça gidelim diyen babamı yıllarca ve her defasında geri çevirmeseydim, keşke annemle dertleşmeyi kesmeseydim ve onu buna alışmak zorunda bırakmasaydım, keşke su gibi kazanırken ''kenara para koy'' diyen babama itiraz edip o parayı ayakkabıya vermeseydim, keşke tanımak için yaklaşan insanlardan öcü gibi korkup uzaklaşmasaydım, keşke kestirip atmak yerine orta yol bulmaya çalışmayı adet edinseydim, keşke kapanmamış defterlerim varken açtığım yenilerine yazık etmeseydim, keşke herşeyden önce kendime dürüst olabilmeyi becerebilseydim, ne bunalımdayım, nede depresyonda.. Sadece kendimle fazla başbaşayım bu gece. Yine sabah olacak, güneş odamı dolduracak ve ben yine gerine gerine kalkacak ve hayatıma yepyeni bir keşke ekliyor olacağım..
01:55
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder